SU YALITIMI

SU YALITIMI

Genel

Konutlarınıza zarar veren en önemli faktörlerden biri de sudur ve konutlar yağmur, kar, toprağın nemi, zemindeki yeraltı suyu gibi dış kaynaklı su ile banyo ve lavabolarda kullanılan iç kaynaklı suya maruz kalmaktadır. Konutlarımızı ve konforumuzu tehdit eden sulardan korunmak için yapılan bu işlemlere su yalıtımı uygulamaları denir.

Konutlarınıza nüfuz eden su, taşıyıcı kısımlarda yer alan demirlerin paslanmasına ve taşıma kapasitesinin düşmesine yol açar. Su, betonun çürümesine ve çatlamasına neden olmaktadır. Su yalıtımı uygulamaları güvenli konutlar ile birlikte bakteri ve küf oluşumu engellenmiş, sağlıklı ve konforlu ortamlara sahip olmamızı da sağlamaktadır.

Su yalıtımı uygulamaları konutlarınıza suyun sızma ihitmali olan alanlarda gerçekleştirilmektedir. Bunlar; toprak ile temas eden duvarlar, temeller ve zemine oturan döşemeler, suyun yapı dışında birikebileceği ve ya suyun basabileceği seviyenin altındaki dış duvarlar, balkonlar, teras ve eğimli çatılar ile banyo, lavabo gibi ıslak hacimli alanlar olarak sıralanabilmektedir. Su yalıtımının bir diğer uygulama alanı da suyun içerisinde kalmasını istediğimiz su deposu, suni gölet ve havuz gibi yapı alanlarıdır.

Su izolasyonu uygulamalarında polimer bitümlü ya da sentetik örtüler ve sürme su yalıtım malzemeleri kullanılmaktadır. Yalıtım uygulamaları ile konutlarınıza nüfuz edemeyen su, süzgeçler ve yağmur suyu drenaj boruları ile yapıdan uzaklaştırılmaktadır.

Yalıtım ile korunması planlanan yapıların suya ne şekilde maruz kaldığı önemlidir. Suyu kapiler olarak mı bünyesine almaktadır, yoksa basınç altındamıdır ? Zemin suyu mu yoksa yağışmı binayı etkilemektedir.

Yeni Nesil Su Yalıtım Malzemeleri

Yeni Nesil Su Yalıtım Malzemeleri

Genel

Geleneksel yerinde uygulamalı örtüler yerine geçen yeni nesil malzemeler;

polyester keçe veya polyester keçe üzerine lamine edilmiş cam tülü fitilleri içeren inorganik taşıyıcılar,

bitümün fiziksel ve kimyasal özellikleri geliştirilmiş polimer bitüm ile kaplanarak

SBS veya APP katkılı modifiye edilmiş

polimer bitümlü örtüler üretilmektedir.

Bu ürünlerin diğer bitümlü su yalıtım ürünlerine karşı üstün su yalıtım özelliğine sahiptir.

 

İnsan doğası gereği atmosferik şartlardan her zaman için kendini korumak istemiştir.

Mağaraların, hem soğuk hem de şiddetli fırtınalardan korunmak için tarih öncesi çağların şartlarında

iyi bir barınak olduğu açıktır.

Yağmur ve fırtınanın getirmiş olduğu olumsuzlukları önleyebilmek için,

mağaralar ve daha sonra oluşturulan ilk çadırlar ile birlikte yağmur suyundan sakınılmıştır.

Su yalıtımı ilk olarak yağmur suyundan korunma gerekliliği ile karşımıza çıkar.

Bu ihtiyaç; mağaraların, kayaların arasına gizlenme,

daha sonra çadır ve dolayısıyla çatı kavramının ortaya çıkması sonuçlarını doğurmuştur.

Sakınılması gereken yukarıdan gelecek sudur.

Ancak zaman içinde, yapılardaki teknolojik gelişmeyle birlikte sakınılacak suyun yönü ve şartları da şekil değiştirir.

Artık sadece bulutlardan gelecek su değil, yeraltı suları da yaşadığımız binalara zarar verebilir konumdadır.

Göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçişin bu sürece katkısı büyüktür.

Ne zaman ki insanoğlu çadırları ile birlikte kıtalar boyunca gezip durmaktan yorularak,

köklerini salacağı topraklara kavuşma ihtiyacı hissetti,

kendi kökleri gibi bina köklerini de toprağın derinliklerine salma ihtiyacı doğdu.

Artık su ile, aşağıdan da mücadele edilmesi gerekiyordu.

Yapıların, uzun ömürlü, konforlu ve sağlıklı olması;

ancak doğru şekilde tasarlanarak inşa edilmesi ve yapıya zarar veren dış etkilere karşı korunması ile mümkündür.

Yapılara etki eden en önemli faktörlerden biri de sudur.

Yapılar;

• Yağmur, kar gibi yağışlar,
• Toprağın nemi ve toprak tarafından emilen yağış veya kullanma suları,
• Banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı,
• Yapının, üzerine inşa edildiği zemindeki basınçlı veya basınçsız yeraltı suları
• Bina içinden gelen su buharının çatı cephe gibi dış yüzeylerde yoğuşması nedeniyle suya maruz kalırlar.

Suyun yukarıda sayılan yollarla yapıyı ve konforu tehdit etmesi engellenemez fakat yapılara suyun girmesi önlenebilir.

Yapıların, her yönden gelebilecek suya veya neme karşı korunmaları için, yapı kabuğunun yüzeyinde yapılan işlemlere

“su yalıtımı”

denir.

Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehdit “su”dur.

Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak,

kesitlerinin azalmasına ve yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur.

Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk mevsimlerde donarak,

sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açar.

Bunun dışında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisinde bulunan sülfatlar,

temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun bozulmasına neden olur.

Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler.

Su ayrıca, binalarda insan sağlığı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin oluşumuna da yol açar.

Zemin üstündeki yapı elemanlarını; yağış sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından;

zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için su yalıtımı yapılır.

Etkin bir su yalıtımı için, yalıtım uygulamasının,

binanın temelinden çatısına kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekir.

Zemine oturan döşemeler, balkonlar, dış duvarlar, çatılar ve temel duvarları yalıtıma konu olur.

1999 yılında ard arda yaşanan iki büyük depremin ardından richter ölçeği

, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi.

Korozyon da bu kavramlardan biriydi.

Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı.

Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olmasıydı.

Yapıların suya karşı yalıtılması gerektiği ne yazık ki çok acı bir tecrübeyle dahi henüz tam olarak anlaşılamadı.

Suyun yapılar üzerindeki en büyük etkisi bina ömrü ve güvenliğiyle ilgilidir.

Bu durum su yalıtımının yaşamsal bir önemi olduğunu ortaya koyar.

Suyun yapılara verdiği hasar,

özellikle deprem tehdidinin bulunduğu bölgelerde can ve mal güvenliği açısından tehdit oluşturur.

Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek

donatının özelliğini yitirmesine yol açar.

Donatının özelliğini yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur (Resim 1).

Suyun binalarımızın dayanıklılığına vermiş olduğu zararı genellikle gözle göremeyiz,

ancak sonuçlarıyla karşılaştığımızda fark edebiliriz.

Büyük bir depremde, korozyona uğramış bir binanın ayakta kalması hemen hemen mümkün değildir.

Bu nedenle özellikle Türkiye gibi deprem kuşağında bulunan ülkelerde su yalıtımının yaşamsal bir önemi vardır.

Su Yalıtım Çeşitleri ve Uygulandığı Yerler

Su Yalıtım Çeşitleri ve Uygulandığı Yerler

Genel

Yapılardan su ve nemi uzaklaştırmak üzere özellikle petrol esaslı olan bitümlü
malzemeler oldukça fazla kullanılmaktadır. Genel olarak sıcak ve soğuk olmak üzere iki
Şekilde su yalıtımı uygulanmaktadır.
Soğuk uygulamalar daha çok sürme işlemlerinde tercih edilmektedir. Sıcak
uygulamalar ise daha çok serme amaçlı yalıtım malzemelerinin montajında uygulanmaktadır.
Su yalıtım malzemeleri;
– Drenajlarda,
– Temel uygulamalarında,
– Banyo ve tuvalet gibi ıslak hacimlerde,
– DıĢ etkilere devamlı surette açık olan teras ve çatılar gibi alanlarda,
– Endüstriyel yapılarda,
– Su depolarında,
– Havuzlarda oldukça yoğun olarak uygulanmaktadır.

Su Yalıtımı Tanımı ve Önemi

Su Yalıtımı Tanımı ve Önemi

Genel

Su Yalıtımı
Yapıların uzun ömürlü olabilmesi, sağlıklı konforlu ve güvenli bir ortam
sağlayabilmesi için iç ve dış etkenlere karşı doğru bir şekilde korunması gerekmektedir. Söz
konusu bu iç ve dış etkenlerden korunabilmenin en etkin yolu da izolasyondur. Yapılarda su
izolasyonu, suyun hangi şiddette, hangi hâlde ve nereden gelirse gelsin yapı kabuğundan
içeri girerek yapı elemanlarına dolayısıyla da yapıya zarar vermesini önlemek için yapılır.

1.1.1. Tanımı ve Önemi
Yapılarımıza zarar veren en önemli faktörlerden biri de sudur. Yapılarımız yağmur,
kar, toprağın nemi, yapının inşa edildiği zemindeki yer altı suyu gibi dış kaynaklı su ile
banyo ve tuvalette kullanılan iç kaynaklı suya maruz kalır. Yapımızı ve konforumuzu tehdit
eden su ve nemden korunmak için yapılan işlemlere su yalıtımı denir.
Nereden ve nasıl geldiğinin saptanmasının oldukça güç olduğu bilinen suyun yapıya
ve içinde yaşayan insanlara verdiği zarar açıktır. Yapılardaki rutubet insan sağlığını olumsuz
etkilemekte, sağlık problemlerine yol açmakta, konforu zedelemektedir. Su ve rutubetin
etkisine maruz yapı elemanlarının mukavemetleri zayıflamaktadır. Ahşap malzemelerde
çürüme, küflenme, mantarlaşma görülmekte; metal malzemeler parlaklığını yitirmekte ve
korozyona uğramaktadır. Su ve rutubetin etkisindeki duvarlarda kabarma, çiçeklenme ve
küflenme olmakta, bu etki temel ve parapet duvarlarında da aynen kendini göstermektedir.
Döşemelerde ise kabarma ve malzeme dokusunun bozulması görülmektedir.

Su yalıtımı genellikle yapıları su ve rutubetten korumak amacı ile uygulanmaktadır.
Bunun yanında su yalıtımı;
– Yapımızın taşıyıcı kısımlarında yer alan donatının paslanmasını ve taşıma
kapasitesinin düşmesini engeller.
– Betonun bozulmasına ve çatlamasına engel olur.
– Binanın güvenliğini sağlamasının yanı sıra bakteri ve küf oluşmasına mani
olmak ve suyun çatılarımızdan veya tavanlarımızdan damlamasını önleyerek
sağlıklı ve konforlu ortamlar sağlamak maksadıyla yapılır.

 

Çatılarda Su Yalıtımı

Çatılarda Su Yalıtımı

Genel

Genel olarak eğimi % 5’ ten az olan çatılar “teras çatılar”, eğimi % 5’ ten fazla olan çatılar ise “eğimli çatılar” olarak adlandırılırlar.

Yapının bulunduğu iklim kuşağı, yapının çatı alanı ve yapının niteliği gibi özellikler tasarım aşamasında tasarımcının çatının teras mı yoksa eğimli mi olması gerektiğine karar vermesine yardımcı olur. Tasarımcı bu seçimi yaparken özellikle çatı alanının büyüklüğünügöz önüne almalı ve büyük alanlı yapılarda (otel, ofis, apartman v.s.) işlevsellik, yalıtım sistem ömrü, hafiflik gibi özelliklerinden dolayı teras çatı sistemini seçmelidir.

Teras çatılar, gerektiğinde kolaylıkla kullanıma açık şekilde tasarlanabilmektedir. Havalandırma, güneş enerjisi sistemleri gibi tesisatlar teras çatılara çok daha kolay ve güvenli şekilde monte edilmektedir. Çatı sistemi olarak teras seçildikten sonra, tasarımcı çatı üzerine gelecek olan suyun tahliye edileceği noktaları dikkatli bir şekilde belirlemelidir.

Teras çatıların su yalıtımında başlıca kullanılan malzemeler olan polimer bitümlü su yalıtım membranları, ülkemizde çatı alanında ve yapılması gereken yalıtım malzemesinin kullanımına yönelik yayımlanmış olan standartlar bulunmakta ve bu standartlara göre üretim yapılmaktadır. Ayrıca, ters çatılar buhar kesici katman gerektirmedikleri, gerek su yalıtımdaki onarımlarda ve gerekse ısı yalıtım levhalarının değiştirilmesinde büyük kolaylıklar sağladıkları için kısa ve uzun vadede ekonomik olmaktadırlar.

Su Yalıtımı Hakkında Doğru ve Yanlışlar

Su Yalıtımı Hakkında Doğru ve Yanlışlar

Genel

Yanlış : Toprak altı temel perdelerin üzerine koruyucu tabaka uygulamadan toprak dolgusu yapılsa da yalıtım hasar görmez.
Doğru : temel perde su yalıtımı, toprak dolgudan önce koruma altına alınmalıdır.

Yanlış : Geniş beton yüzeylerde hareket ve çatlama riski olmadığı için, kullanılacak su yalıtım malzemesinin esnek olmasına gerek yoktur.
Doğru : Geniş alanların su yalıtımında esnek ve çatlak köprüleme özelliğine sahip malzemeler tercih edilmelidir.

Yanlış : C30 dan sonra betonlar su geçirimsiz olmaya başlar, su yalıtımı yapmaya gerek yoktur.
Doğru : Betonlardaki su geçirimsizliğinin beton mukavemeti ile doğrudan ilgisi yoktur. Su beton içerisindeki kılacal boşluklardan geçer. Pratikte boşluksuz beton yapmak hemen hemen olanaksızdır. Her tür betona su yalıtımı yapılmalıdır.

Yanlış : Yeni binalarda rötre çatlağı olmadığı için kullanılan su yalıtım malzemesinde çatlak köprüleme özelliğine ihtiyaç yoktur.
Doğru : Taze beton ilk 6 ay bünyesindeki serbest suyu kaybedeceğinden çatlama riski çok yüksektir. Zemin oturması sebebi ile özellikle yeni binalarda meydana gelen bina hareketleri sonucu oluşan çatlaklar için uygun çatlak köprüleme özelliğine sahip malzemeler tercih edilmelidir.

Yanlış : Basınçlı su tıkama (su tut) harçları tek başına su yalıtımı yapmaya yeterlidir.
Doğru : Basınçlı su tıkama harçları üzerine tekrar uygulama yapılmadığında su basıncı ile zamanla mukavemetini yitirebilir.

Yanlış : Su yalıtım uygulamalarında her malzeme her türlü alana kullanılabilir. Uygulama sadece kullanacak ustaya bağlıdır.
Doğru : Su yalıtımı için kullanılacak malzeme, uygulanacak alana göre seçilmelidir. Her yalıtım için farklı malzeme bulunmaktadır.

Yanlış : Yüzeyde su birikintisi varken de şaloma ile bitümlü membran yapıştırması yapılabilir.
Doğru : Bitümlü membran uygulamasından önce yüzey kurutulmalı ve astarlanmalıdır.

Yanlış : Bina zemini su almıyor, bu nedenle su yalıtımı yaptırmaya gerek yoktur.
Doğru : Bina zemininden su çıkmasa da su yalıtımı mutlaka yapılmalıdır.

Yanlış : En üst katta oturuyorum sadece dairemin olduğu kısma su yalıtımı yaptırmak yeterlidir.
Doğru : Su yalıtımı bina terasının bütününe uygulanmalıdır.

Yanlış : Binamızın üst katına terastan su geliyor, seramik kaplama yaptırdık.
Doğru : Seramik yalıtımın koruyucu ve zemin kaplamasıdır. Su yalıtımı uzman ekiplerce doğru tercih edilen su yalıtım ürünleri ile yapılabilir.

Yanlış : Havuzumuzun betonunu tek parça ve katkılı döktük, bu nedenle su yalıtımına gerek yok.
Doğru : Su yalıtımı doğru seçilmiş esnek su yalıtım malzemeleri ile yapılır.

Yanlış : Depremde binaların yıkılmasının nedeni eksik malzeme kullanımıdır.
Doğru : Yıkılma nedenleri sadece eksik malzeme kullanımı değildir. Su yalıtımı yapılmadığı için temelde kullanılan demirin korozyona uğrayıp çürümesidir.

Yanlış : Temel perde duvarlarında su yalıtımı için drenaj levhası yeterlidir.
Doğru : Drenaj levhası temel veya perdede yapılan yalıtımı koruma amaçlıdır. Tek başına su yalıtım malzemesi değildir.

Yanlış : Terasımıza toprak dökerek çiçek yetiştirmek istiyoruz, drenaj sistemi yaptırdık yeterli olacaktır.
Doğru : Teraslarda yeşil örtü oluşturulması için yalnızca drenaj sistemi yeterli değildir, uygun su yalıtımı ve filrasyon sistemi oluşturulması gerekir. Bitki köklerine dayanıklı uygun su yalıtım malzemeleri ile bir sistem oluşturulmalıdır.

Yanlış : Binamız kuzey cepheden su alıyor iç cephelerde rutubetlenme var dışarıdan zift sürmek yeterli olur.
Doğru :Binaların kuzey cephelerine zift türevi ürünler sürmek doğru bir uygulama değildir, sorun dış cephelerde su ve ısı yalıtımının birlikte yapılmasıdır.

Yanlış : Evimizin ıslak hacimleri düşük döşeme ve kum ile dolduruldu, su yalıtımı malzemesi gerekmez.
Doğru : Kum ile düşük döşemelerin doldurulması su yalıtımı anlamına gelmez. Seramik altında doğru seçilmiş çimento esaslı veya bitüm esaslı su yalıtım ürünleri kullanılmalıdır.

Yanlış : Temel grobetonunu döktükten sonra XPS döşendi, su yalıtımı yaptırmamıza gerek kalmamıştır.
Doğru : XPS ürünler yalnızca ısı yalıtımı amacı ile kullanılır, su yalıtımıına faydası yoktur, su yalıtımı ayrıca yapılmalıdır.

Yanlış : Su yalıtımının bize enerji tasarrufu olarak bir faydası olmayacaktır, yaptırmamıza gerek yoktur.
Doğru : Su yalıtımı enerji tasarrufu sağlamayabilir fakat korozyona karşı ciddi bir koruma sağlayacağı için depreme karşı yapının daha güçlü kalmasını sağlayacaktır.

Su Yalıtımı Nedir

Su Yalıtımı Nedir

Genel

Su yalıtımı nedir?

Yapıların uzun ömürlü, sağlıklı, konforlu ve güvenli bir ortam oluşturabilmesi için suyun veya nemin yapıya zarar vermesini önlemek amacıyla yapılan, su veya nemin ahşap, metal, taş, tuğla gibi gereçler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı uygulanan yalıtıma “su yalıtımı” denir.
Su yalıtımının avantajları nelerdir?
Su yalıtımı yapıyı korur suyun yapılara verdiği hasar, özellikle deprem tehdidinin bulunduğu bölgelerde can ve mal güvenliği açısından tehdit oluşturur. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine yol açar. Donatının özelliğini yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur. Genel olarak beton, içine gömülmüş donatı çeliğini korozyona karşı korur. Donatı betona gömülür gömülmez oluşan ince film tabakası çeliğe yapışır ve korozyona karşı dayanım oluşturur. Bu dayanım betonun yüksek alkali ortamına ve elektriksel dirence doğrudan bağlıdır. Betonun kılcal boşluklarındaki nemde bulunan iyonlar elektriksel iletkenlikte rol oynar. Yüksek elektriksel direnç de dayanıklı beton anlamına gelir.
Su yalıtımı konfor sağlar
Toprağın nemi ve basınçsız su, yapı elemanı gözeneklerinden geçerek iç ortam yüzeyinde küflenme, siyah leke ve mantar gibi organizmaların oluşmasına neden olur. Bu yüzden iç yüzeyde bulunan ahşap gibi dogal malzemelerin çürümesine, sıvaların kabarıp dökülmesine ve perde duvarlardaki demirlerin paslanmasına neden olarak konforumuzu bozar. Nem ve nemin yol açtıgı küf mekanlarda kötü kokuların oluşmasına yol açar. Bu durum ortamda bulunan insanları rahatsız edecektir. Su yalıtımı sayesinde nemin önlenmesi, insan konforu açısından olumsuzluk yaratan bu kötü kokuların yayılma olasılığını da ortadan kaldırır. Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini sağlarken, bakteri, küf vb. organizmaların oluşmasını önler.
Su yalıtımı ekonomik katkı sağlar
Ekonomik değerleri günümüzde giderek artan yapıların uzun ömürlü olması gerekir. Bugün bir yapının kullanım ömrü yaklaşık 50 yıldır. Suyun olumsuz etkileri yapıların kullanım ömrünü azaltır. Bu da ekonomik bir kayıptır. Su yalıtımıyla bu kayıp da giderilmiş olacaktır. Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin yaklaşık yüzde 3’üdür. Binaların sağlamlığı göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurdur. Buna bağlı olarak su yalıtımının sağladığı yarar, maliyetten çok daha önemlidir.
Türkiye’de Su Yalıtımı Bilincinin Gelişimi

Türkiye’de Su Yalıtımı Bilincinin Gelişimi

Genel

17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan büyük deprem, Türkiye’deki yapıların güvenliğinin tartışılmasına yol açmıştır. Bu tartışmalarda ön plana çıkan, eksik malzeme kullanımı ve kalitesiz işçilik oldu. Ancak, yapı güvenliğini tehdit eden en önemli tehlikelerden biri olan korozyon ve korozyonun engellenmesi için şart olan su yalıtımı konusu gündemde çok az yer buldu. Türkiye’nin yüzölçümü olarak yüzde 92’sinin, nüfus yoğunluğu olarak da yüzde 95’inin deprem kuşağında bulunduğu düşünüldüğünde, korozyonu engellemenin daha doğru bir deyişle su yalıtımının Türkiye için ne denli yaşamsal bir önem taşıdığı ortaya çıkar.

Aktif fay hatlarının meydana getirdiği depremlerin, son 58 yıl içerisinde; 58 bin 202 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 122 bin 096 vatandaşımızın yaralanmasına ve yaklaşık 411 bin 465 binanın yıkılmasına veya ağır hasar görmesine yol açtığı biliniyor. Buna rağmen, karar mercilerinde su yalıtımının öneminin yeterince kavrandığını ifade etmek mümkün değildir.

İmar kanunu dâhil olmak üzere hiçbir kanun veya yönetmelikte su yalıtımı projelerinin ve uygulamalarının yapılmasına ve denetlenmesine yönelik hiçbir ifade yoktur. Aksine, kamunun inşaat işlerinde şartname niteliği taşıyan, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı birim fiyat ve tariflerinde, bina temellerine uygulanacak olan su yalıtımı izne tabidir.

12 Ağustos 2001 tarih ve 24491 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Denetimi Uygulama Usul ve Esasları Yönetmeliği” kapsamında statik projeye uygunluk, zemin etüdü, beton kalitesinin ölçümü ve ısı yalıtımı ile ilgili tüm proje ve uygulama denetimleri ele alınıyor. Fakat yapının su ve suyun zararlı etkilerinden yalıtım ile korunması göz önünde bulundurulmuyor. Dolayısıyla su yalıtımı proje ve uygulamalarının da dayanıklı ve güvenli bina temini hedeflerine ulaşılabilmesi için mutlaka yapı denetim kanununun kapsamına alınması gerekiyor.

Ülkemizde 1990 yılı ve öncesinde yürürlüğe giren standartlar ile binalarda zemin rutubetine karşı yapılacak yalıtım için yapım kuralları, zararlı kimyasal etkileri olan su, zemin ve gazların etkisinde kalacak betonlar için yapım kuralları ve binalarda yeraltı suyuna karşı yapılacak yalıtımlarda tasarım ve yapım kuralları tanımlanıyor. Fakat bu standartları esas alarak tasarım ve uygulama yapılmasına yönelik bir yönetmelik bulunmuyor. Avrupa Birliği ülkelerindeki inşaat kalitesi ve bu ülkelerdeki deprem tehdidinin, Türkiye’deki kadar etkin olmaması nedeniyle su yalıtımı ile ilgili düzenlemeler, ısı yalıtımındaki kadar öncelikli olarak ele alınmıyor. Günümüzde AB’nin teknik komisyonları;,bitümlü ve sentetik örtülere yönelik ürün standardı oluşturma çalışmalarının yanı sıra bu ürünlerin geri dönüşüm olanakları ile ilgili konularda faaliyet yürütüyor.

Yaşanan deprem felaketleri sonrasında 2004 yılında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından düzenlenen ve birçok bilim adamının da görev aldığı Deprem Şurası’nın sonucunda yayımlanan raporlarda; su yalıtımı malzemeleri, detay malzemeleri grubunda ele alınmıştır. Kaliteli betonun öneminin vurgulandığı raporda betonun suyun ve nemin zararlı etkilerinden korunması amacıyla yapılan su yalıtımının bir detay malzemesi olarak ele alınması önemli bir eksiktir.

Deprem Şurası’nın sonuç bildirgesi uyarınca Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca hazırlanacak olan “Yapı Kanunu” ile mutlaka su yalıtımı uygulamaları zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca bu kanunun; su yalıtım projelerinin hazırlanması, proje ve uygulamaların yetkili mercilerce denetlenmesini gerektiren maddeler içermesi halinde ülkemizdeki önemli bir eksiklik giderilmiş olacaktır.

Türkiyede Bitümlü Örtü Üretimi:

Türkiye’de bitümlü örtülerin fabrikasyon üretimi, 1976 yılında Cam Elyaf San. A.Ş.’nin Gebze’de BTM markası ile okside bitümlü örtü üretmesiyle başladı. Firmanın 1977 yılında okside bitümlü örtü satışı sadece 600 bin m 2 idi. Aynı tarihlerde Bursa’da Taysan firması da Sudur adında okside bitümlü örtü üretimine başladı. Ancak 1980 yılında üretimine ara verdi. 1986 yılında BTM A.Ş., Cam Elyaf A.Ş.’den bitümlü örtü tesislerini ve BTM ürün ismini satın alarak, İzmir’de üretimine başladı. 1988 yılına kadar fabrikasyon ve mevcut standartlara uygun olarak üretilen tek ürün BTM bitümlü örtüleri idi.

Yalteks A.Ş. 1988 yılında polimer bitümlü su yalıtım örtüleri üretmeye başladı. Bu iki firmanın ardından 1993 yılında Polypet A.Ş., 1998 yılında Onduline Avrasya A.Ş. polimer bitümlü örtü üretimine başladı. 2004 yılında Ode AŞ ve Standart AS’de2001 yılında polimer bitümlü örtü üretimine başladı.

Yukarda adı sayılan firmalar BİTUDER üyesi olup tüm ürünlerini TSE belgesi ile üretmekte ve pazara sunmaktadırlar.

Su Yalıtım Pazarı

Yaşanan deprem felaketleri; Türkiye’deki inşaat tekniğinin ve alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması, nüfusun yoğun olarak bulunduğu ülkenin batı bölgelerinde önümüzdeki 30 yılda, şiddetli bir deprem oluşturma ihtimalinin yüksek olması kamuoyunun bilinç seviyesinde ve ilgi düzeyinde artışa neden oldu. Bu ilgi ve bilinç seviyesindeki artış, yapının korunmasında önemli bir role sahip olan yalıtım uygulamalarının sayısında artışa ve pazarda büyümeye neden olmuştur.

Son yıllarda su yalıtım pazarına; zor detaylarda kullanılmak üzere tasarlanan, poliüretan esaslı sürme veya püskürtme su yalıtım membranları, her tür iklim şartlarına uygun polimer bitümlü su yalıtım örtüleri, farklı formülasyonlara sahip sentetik esaslı su yalıtım örtüleri gibi yeni malzemeler sunuluyor. Aynı zamanda, noktasal yapıştırmaya uygun özel hazırlanmış alt yüzeyli polimer bitümlü su yalıtım örtüleri vb. mevcut ürünlerde kullanım kolaylığına yönelik yeni ürünler, son gelişmeler olarak göze çarpıyor.

Avrupa bitümlü örtü pazarının 2000 yılı büyüklüğü 800 milyon metrekaredir. İtalya 130–140 milyon m 2 ‘lik, Almanya 260 milyon m 2 ‘lik ve Fransa 100 milyon m 2 ‘lik pazar paylarıyla öne çıkar (Şekil 6). 2001 yılına gelindiğinde, AB’de gerek inşaat sektöründe yeni yatırımların az olması, gerekse büyüme oranlarının düşük olması nedeniyle bitümlü örtü pazarında küçülme meydana gelir. 2001 yılında Avrupa pazarı 700 milyon m 2 mertebelerindedir.

m_pazar_clip_image002

Ülkemizde su yalıtımı yapılmasına yönelik herhangi düzenleme bulunmuyor. Aksine resmi yapılarda temelde su yalıtımı yapılabilmesi için idarenin onayı aranıyor. Aslında AB genelinde su yalıtımı ile ilgili bir direktif yayımlanmamıştır. Avrupa’da su yalıtım uygulamaları; inşaat işlerinin vazgeçilmez bir parçası olarak görüldüğünden, pazar büyüklükleri ülkemizin çok üstündedir. Pazar büyüklükleri incelendiğinde Almanya’nın ülkemizden 5,8 kat, İtalya’nın 2,9 kat ve Fransa’nın ise 2 kat daha fazla bitümlü örtü kullandığı ortaya çıkıyor.

Türkiye’de polimer bitümlü örtü satışlarını yıllar içinde inceleyecek olursak,

2001 yılında yaşanan ekonomik sorunlar gelişen sektörde daralmaya neden olmuştur. Ancak 2002 de başlayan büyüme devam etmektedir.

Halen pazarda tüm bitümlü örtü üretimlerine TSE belgesi almış 6, bazı ürünlerine TSE belgesi almış 3, TSE belgesi olmadan üretim yapan 6 üreticiyi de eklersek şu anda Türkiye pazarında 15 tesiste polimer bitümlü örtü üretilmektedir.

Bunun dışında pazara az miktarda da ithalat yolu ile Rusya, İran, S. Arabistan, İtalya ve Fransa’dan örtü ithal edilmektedir.

Türkiye’de üretilmekte olan polimer bitümlü örtüler başta Türki Cumhuriyetlere, Ortadoğu, Balkanlar ve Rusya pazarlarına da ihraç edilmektedirler. 2005 yılı içinde ihraç edilen polimer bitümlü örtü miktarı yaklaşık 4 milyon m 2 dir.

Yapılan bir araştırmaya göre de 2005 yılı içinde Türkiye pazarında satılan örtülerin kullanım alanlarına göre miktar dağılımları aşağıdadır

2005 ÖRTÜ PAZARI m2 49.000.000
Min Örtü S. Örtü Alu. Örtü Toplam
Eğimli Çatılar 4.000.000 2.500.000 500.000 7.000.000
Kiremit Kaplı Çatılar 2.000.000 5.000.000
Şingıl Kaplı Çatılar 2.000.000 2.000.000
Düz Çatılar 1.500.000 12.000.000 500.000 14.000.000
Detay Çözümleri 1.000.000 500.000 500.000 2.000.000
Toplam Çatıda 6.500.000 22.000.000 1.500.000 30.000.000
Çatı Dışı Kullanım 19.000.000 19.000.000
Temeller, perde duvarları, ıslak hacimler, yüzme havuzları, karayolları, viyadükler vd.
Şekil 8: 2005 yılı satışlarının kullanım yerlerine göre dağılımları
Su Yalıtım Nedir

Su Yalıtım Nedir

Genel

İnsan doğası gereği atmosferik şartlardan her zaman için kendini korumak istemiştir. Mağaraların, hem soğuk hem de şiddetli fırtınalardan korunmak için tarih öncesi çağların şartlarında iyi bir barınak olduğu açıktır. Yağmur ve fırtınanın getirmiş olduğu olumsuzlukları önleyebilmek için, mağaralar ve daha sonra oluşturulan ilk çadırlar ile birlikte yağmur suyundan sakınılmıştır. Su yalıtım ilk olarak yağmur suyundan korunma gerekliliği ile karşımıza çıkar. Bu ihtiyaç; mağaraların, kayaların arasına gizlenme, daha sonra çadır ve dolayısıyla çatı kavramının ortaya çıkması sonuçlarını doğurmuştur. Sakınılması gereken yukarıdan gelecek sudur. Ancak zaman içinde, yapılardaki teknolojik gelişmeyle birlikte sakınılacak suyun yönü ve şartları da şekil değiştirir. Artık sadece bulutlardan gelecek su değil, yeraltı suları da yaşadığımız binalara zarar verebilir konumdadır.

Göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçişin bu sürece katkısı büyüktür. Ne zaman ki insanoğlu çadırları ile birlikte kıtalar boyunca gezip durmaktan yorularak, köklerini salacağı topraklara kavuşma ihtiyacı hissetti, kendi kökleri gibi bina köklerini de toprağın derinliklerine salma ihtiyacı doğdu. Artık su ile, aşağıdan da mücadele edilmesi gerekiyordu.

Yapıların, uzun ömürlü, konforlu ve sağlıklı olması; ancak doğru şekilde tasarlanarak inşa edilmesi ve yapıya zarar veren dış etkilere karşı korunması ile mümkündür. Yapılara etki eden en önemli faktörlerden biri de sudur.

Yapılar;

•  Yağmur, kar gibi yağışlar,
•  Toprağın nemi ve toprak tarafından emilen yağış veya kullanma suları,
•  Banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı,
•  Yapının, üzerine inşa edildiği zemindeki basınçlı veya basınçsız yeraltı suları
•  Bina içinden gelen su buharının çatı cephe gibi dış yüzeylerde yoğuşması nedeniyle suya maruz kalırlar.

Suyun yukarıda sayılan yollarla yapıyı ve konforu tehdit etmesi engellenemez fakat yapılara suyun girmesi önlenebilir. Yapıların, her yönden gelebilecek suya veya neme karşı korunmaları için, yapı kabuğunun yüzeyinde yapılan işlemlere “su yalıtımı”denir.

Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehdit “su”dur. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak, kesitlerinin azalmasına ve yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur. Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açar. Bunun dışında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisinde bulunan sülfatlar, temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun bozulmasına neden olur. Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler. Su ayrıca, binalarda insan sağlığı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin oluşumuna da yol açar.

Zemin üstündeki yapı elemanlarını; yağış sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından; zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için su yalıtımı yapılır. Etkin bir su yalıtımı için, yalıtım uygulamasının, binanın temelinden çatısına kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekir. Zemine oturan döşemeler, balkonlar, dış duvarlar, çatılar ve temel duvarları yalıtıma konu olur.

1999 yılında ard arda yaşanan iki büyük depremin ardından richter ölçeği, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olmasıydı. Yapıların suya karşı yalıtılması gerektiği ne yazık ki çok acı bir tecrübeyle dahi henüz tam olarak anlaşılamadı.

Suyun yapılar üzerindeki en büyük etkisi bina ömrü ve güvenliğiyle ilgilidir. Bu durum su yalıtımının yaşamsal bir önemi olduğunu ortaya koyar.